Gezgin Bir Kadın

love, travel, live, peace

Kafeste Bir Kuş

Keşke hayat her daim yeni yerler keşfetmek gibi heyecanlı ve mutlu hissettirse değil mi? 🙂 Ya da pamuk şekeri gibi toz pembe ve yumuşacık olsa her şey. Fakat hayatta bunların yanı sıra, bizi olumsuz etkileyen hislere de her daim yer var.

İnsanoğlu hayatı zorlaştırmak yerine neden birbirini anlamayı seçip mücadeleden vazgeçemiyor hiç düşündünüz mü? Belki de insan doğasının bir parçası olarak ezeli bir çatışma halinde olmayı tercih ediyoruz. Eğer birbirimizi daha iyi anlamayı seçersek, belki de bu kaos ve ego savaşlarını daha uyumlu ilişkiler inşa etmek için kullanabiliriz.

Kafeste sıkışıp kalmayı temsil eden bir his söyleyin deseler hiç tereddütsüz anlaşılmamak derdim.
Ne kadar çabalasan da karşındaki kişi seni anlamayı tercih etmiyorsa çaresizliği iliklerinde kadar hissettiğin o an, hareketsizce durup kafesin kapılarının açılmasını beklersin.

Belki düşünceler içerisinde boğulursun, her yolu denemiş miydin? Belki de hissizliğe bürünüp sadece beklersin. Kuş olup kanatlanıp oradan uzaklaşmayı dilersin. Kimi zaman soluksuz kalır, umutsuzluğa kapılırsın.

Peki ya o kapı sen anlaşıldığında mı açılır yoksa pes ettiğinde mi? Belki de kapı, anlaşılmayı beklemek yerine cesurca itildiğinde açılır.

Yorum bırakın